GEZİ

Her mevsimin tatil rotası Phuket

Ahmet Eviz
Aralık 17, 2018
0
45
Kaydet ve Sonra Oku

Son yılların en gözde tatil noktalarından Phuket, “ya Allah aşkına ne gerek var” listesindeydi benim için hep. “Büyük lokma ye, büyük konuşma” derler ya; haklılarmış, kendimi geçtiğimiz ağustos ayında Phuket’te buldum. Yemyeşil, keyifli, bol aktiviteli, her köşeden turist fırlayan cıvıl cıvıl bir ada! Peki benim için yukarıda bahsettiğim listeden çıktı mı? Hem de ayağımı basar basmaz..

Son yıllarda özellikle balayı rotaları için tercih edilen tatil merkezlerinin başında geliyor Phuket. Nasıl gelmesin ki; her mevsim sıcaklığın ortalama 27-28 derecede seyrettiği ve kendine özgü kültürüyle yemyeşil bir ada! Toplam 41 farklı plajdan oluşan Phuket, Tayland’ın aynı zamanda tek başına eyalet olan tek adası. Benim de çoğu insan gibi balayı dolayısıyla 10 günümü geçirdiğim bu adayı, tatil sonunda bir “tık” abartılmış bulsam da Phuket’te turistlere sunulan o kadar çok seçenek var ki insan sıkılmaya vakit bulamıyor.

Artan kur oranlarından sonra lokasyon seçeneklerimiz arasına giren Phuket, 4 günlük bir Avrupa tatilinin 10 günlük bir Tayland tatiline denk geldiğini fark ettiğimiz anda listemizin yıldızı seçilmişti. Phuket’e, yaptığım uzun bir araştırma, seyahat planlama ve arkadaş önerileri sonucunda 2 ayrı plajda ve 2 farklı konseptte otel ayarlamış olarak 9 saatlik aktarmalı bir uçuşun sonunda vardık. Aslında Phuket için plaj ve hava koşulları adına ekim ve nisan ayları arası öneriliyor; özellikle yılbaşı zamanı Phuket’in en kalabalık olduğu zaman. Temmuz ve ağustos ise delicesi yağan muson yağmurları sezonu. Hava durumu her gün sağanak göstermesine rağmen neyse ki sadece 1 gün yağmura denk geldik; ki zaten o kadar nemli bir bölge ki yağmurun yağmasıyla kuruması bir oluyor. Phuket’e gitmeden önce bilmeniz gereken en önemli şey şu: Pazarlık yapın! Merak etmeyin ne onlar sizi anlıyor, ne de siz onları. O yüzdendir ki tüm satıcıların, büfelerin, tur rehberlerinin ve mağaza çalışanlarının ellerinde hesap makinesi var. Sizin tek yapmanız gereken şey ise hesap makinesine vermek istediğiniz ücreti yazmak, emin olun tüm teklifler kabul oluyor.

İlk otelimiz Patong Beach’in tam merkezinde olduğu için 10 dakikalık bir yürüme mesafesiyle bu plajın ve merkezdeki turların tüm avantajlarından faydalanma imkânı bulduk. Tayland’ın para birimi olan “Baht”, özelikle avro ve dolardan sonra cebinize o kadar iyi geliyor ki sürekli para hesabı yapmadan bir tatil geçirebiliyorsunuz. Türk parasıyla düşündüğümüzde sınırsız şezlong kiralamaları 20 TL; çeşit çeşit içecekler ise 10 TL gibi bir ücrete karşılık geliyor. Eğer şezlonga para vermek istemezseniz, şezlongların önüne kendi havlunuzu ve şemsiyenizi koyduğunuzda size karışan kimse yok; yani tercih tamamen size kalmış. Mevsimden midir nedir bilinmez ama Patong’un denizini görür görmez büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Ne bembeyaz kumlar, ne çarşaf gibi bir deniz.. Plaj, sörf ve paraşüt yapanlarla yüzenleri ayırmak için kırmızı bölgelere bölünmüş durumda ki herhangi bir tehlike yaşanmasın, 18:00’dan sonra ise deniz tamamıyla boşaltılıyor. Bir de bunun yanında, denizin yoğun tuzuna rağmen duşlar restoranlarda ya da otellerde parayla alınabiliyor. Vücudunuzda kalan yoğun tuz ve maruz kaldığınız güneş, eğer önleminizi almazsanız, tatilinizi mahvedecek bir ikiliye dönüşüyor. Akşam ise Phuket’in ünlü gece hayatının bir merkezde toplandığı Bangla Road’a yolumuz düşüyor. Burası gerçekten de tam bir eğlence merkezi! Çeşit çeşit şovlar, mekanlar ve dansçılarla zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Yemeklere gelirsek; deniz mahsülleri ve baharat ağırlıklı klasik Tayland mutfağının tadını doya doya çıkarıyorsunuz. Gitmeden önce sıkça duyduğumuz “aman böcek yemeyin” uyarıları ise ne kadar gereksiz onu anlıyoruz. 10 günlük tatilimiz boyunca kızarmış böcek satışı yapan sadece bir kişiye rastlıyoruz.

İkinci gün ise yolumuz son yıllarda Phuket’ten bile ünlü olmuş Phi Phi Adaları’na düşüyor. Evet bembeyaz bir kum ve cam gibi denizi burada buluyoruz ama tekneler yüzünden bırakın yüzmeyi, denize ayaklarımızı bile sokamıyoruz; nitekim denizde tek bir insan bile yok.. Bundan sonra ise muazzam bir deneyim yaşadığım “Phuket Elephant Sanctuary” olarak geçen bir nevi “fil barınağı”na gidiyoruz. Evet, ne yazık ki Phuket’te turistler için düzenlenen fil gezileri oldukça meşhur. Kültürel kıyafetlerle donatılmış her yaştan fil, üstlerine konulmuş bir tahtla yoğun nem ve güneş altında turist eğlendirmek zorunda bırakılıyor. Eğer bunun bir parçası olmak istemiyorsanız, şovlardan veya gezilerden kurtarılmış fillerin ormanda özgürce dolaşabildiği ve çamur banyosu yapabildiği bu barınağı ziyaret ederek, unutulmaz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Hem de onlarla ormanda gezip, çamur banyosu yapmanız da serbest! Bu hassasiyetimizden ötürü Phuket’te ne kaplan çiftliğine ne de ünlü gösteri FantaSea Fantasy Show’a adımımızı atıyoruz.

Bir sonraki gün ise Karon bölgesinde yer alan Phuket’in en büyük tapınağı Big Buddha’ya gidiyoruz. Big Buddha, Phuket’in en yüksek noktası olan Chalong Tepesi’nde yer alıyor ve bu muhteşem yapıyı neredeyse adanın her bölgesinden görmek mümkün. Big Buddha için Patong’dan Karon Bölgesi’ne manzara dolu bir motor yolculuğuyla geçiyoruz. Konusu gelmişken, Phuket’te hem yerli halk hem de turistler motorla ulaşım sağlıyor. Çok uygun bir fiyata her yerden kiralanan motorlar için tek yapmanız gereken iade ederken deponun dolu olması. Depoyu tamamen doldurmak ise 30 baht gibi cüzi bir miktar. Motorları ehliyetiniz yoksa dahi kiralayabiliyorsunuz, trafikte de yoğun çevirmelere denk gelmiyorsunuz. Fakat polislere yakalandığınızda cezanız, karşınızdaki polisin tavrına göre 100 ile 500 baht arasında değişiyor. Fakat trafikte araba sürücülerinden gördüğünüz saygı paha biçilemez. Tüm otomobil sürücüleri motorlular için duruyor ve asla sollama yapmıyor. Bu yolculukta tek kritik durum trafiğin tersten akması, bunun dışında trafikte sizi tehdit eden neredeyse hiçbir şey yok. Manzara dolu bir yolculuktan sonra, Tapınak bölgesine ulaşıyoruz. Kapıdaki görevliler gerekli gördükleri zaman alt vücudunuzu geleneksel çarşaflarla örtüyor. Phang Nga Körfezi’ne bakan 45 metrelik devasa heykele kenarları yılanlarla bezenmiş upuzun merdivenlerden çıkarak ulaşıyorsunuz. Budizm’in öğretilerine benim gibi merak duyuyorsanız, Big Buddha Tapınağı bu ruhu hissetmek için çok etkili bir yer.

Phuket demişken dillere pelesenk olmuş Tayland masajından bahsetmemek olmaz. Türkiye’de neredeyse lüks sayılabilecek fiyatlarla karşılaştığımız Tayland masajı tabii ki Phuket’te her adım başı ve çok uygun fiyatlarla yapılıyor. Tavsiyem, yaşı daha büyük sayılabilecek masözleri tercih etmeniz; deneyimlerinden midir bilinmez ama daha bilinçli ve etkili masaj yaptıkları bir gerçek. Masaj salonlarından yayılan mentol kokuları ise şehri ele geçirmiş kızartma kokusunu neredeyse bastıracak kadar yoğun.

Tatilimizin 2’nci yarısında ise Rawai Beach bölgesinde yer alan otelimize gitmek için yola çıkıyoruz. Mecburen taksi kullanmak zorunda kalıyoruz ama sürücümüz göremediğimiz için çok üzgün olduğumuz Karon View Point’te minik bir mola vermeyi teklif ediyor. Phuket’in neredeyse tüm manzara fotoğraflarının çekildiği bu noktada adeta tüm adayı ayaklarınızın altında hissediyorsunuz. Yolun sonunda vardığımız yer ise tam bir cennet! Merkezden tamamen uzak, küçük villalardan oluşan, yeşillikler içinde koskoca bir alanda tatilimizin 2’nci yarısı başlıyor. Seyahat ettiğimiz mevsimden ötürü otel o kadar boş ki sanki kurtarılmış bir bölgede gibiyiz. Tek eksik noktamız ise deniz oluyor, çünkü medcezir o kadar güçlü ki deniz sabah 11:00 ile akşam 20:00 arasında neredeyse karşı kıyıya kadar çekiliyor. Bu bizi tüm tatilimiz boyunca denizden mahrum bıraksa da, koskocaman bir denizin ortasına kadar, yengeçler eşliğinde yürüyüş yapmak apayrı bir deneyim oluyor. Kumların dibi o kadar yoğun sayıda yengeç barındırıyor ki yerliler ellerinde kovalarla kumdan sürekli yengeç topluyor ve bu mesai deniz geri gelmeye başlayana kadar devam ediyor.

Bu 4 günün sonunda tatilimizi ikiye bölmenin ne kadar doğru bir tercih olduğunu anlıyorum. Bu sayede tatilin ilk yarısında Phuket’in tüm eğlencesini, gece hayatını, kalabalığını ve turistik aktivitelerini deneyimleyebiliyorsunuz. Tatilin diğer yarısı ise tamamen sizin oluyor. Şahane manzaraların, bol bol dinlenmenin, sakinliğin ve doğanın tadını çıkarıyorsunuz. Bu dinginliğin üzerine de gerçek bir tatil yaptığınızı hissederek Türkiye’ye dönüyorsunuz. Phuket’in özellikle denizi konusunda abartıldığını hâlâ düşünsem de bambaşka bir kültürde olmak, insanları gözlemlemek ve her gün daha önce hiç duymadığınız bir dil duymak çok güzel bir his. Hele bir de farklı tatlar, meyveler denemeye açıksanız Phuket size her gün yeni bir seçenek sunacaktır. Bunun yanına bir de euroya göre oldukça değersiz olan baht, bütçenizi de 10 günlük bir tatile göre yormamış oluyor. Kısacası, Phuket sırf bir balayı rotası değil, dolu dolu bir kültür gezisi için de ideal bir nokta.

İLGİLİ MAKALELER

GİRİŞ YAP
market dergisi

HIZLI İLETİŞİM FORMU

Siz değerli üyelerimiz, hızlı cevap formu ile bize dilek ve şikayetlerinizi bildirebilirsiniz.